Bir Yahudi Kadar Olamayan İslam Dünyası


İsrail’in Gazze’yi işgali 4. ayına yaklaştı. İsrail bütün dünyanın gözü önünde Gazze halkını yok ediyor. İsrail’in yaptıklarının uluslararası karşılığı “genocide” yani soykırımdır. Tüm İslam dünyasının sessizce izlediği bu gerçeği uluslararası arenaya Güney Afrika Cumhuriyeti taşıdı. Zamanında “mağdur” olarak o sandalyeye oturan İsrail bu sefer sanık olarak oturacak. Fakat bugün konuşacaklarım İsrail’in resmi dili İbranice ile ilgili olacak.

Bilindiği üzere tüm dünyaya korkaklıklarıyla nam salan Yahudiler, verdikleri batıl, dalavere ve teröre dayalı mücadeleyle 2000 yıl sonra yeniden terör devletini kurdular. Fakat dünyanın her tarafına yayıla Yahudiler, devlet kuracakları zaman kendi aralarında iletişim kuracakları bir dil gerekiyordu. Zira Yahudiler dil olarak sadece ya Avrupa Yahudilerinde olduğu gibi Yidiş dilini veya geldikleri ülkelerin dillerini biliyorlardı. Ancak 19. Yüzyılın sonuna kadar günlük hayatta konuşulmayıp sadece din dili olarak çok az sayıda insanın bildiği bir dil olan İbranice, İsrail kurulmadan çok önce İngiltere sömürgesindeki Filistin’deki Yahudilerin milli dili olarak kabul edilmişti artık. Dilerseniz bu konuya değinmeden önce İbranice hakkında biraz bilgi vereyim.

İbranicenin ilk yazılı numuneleriyle M.Ö. 10. yüzyılda karşılaşıyoruz. Sami dil koluna mensup olan İbranice kuzeybatı Kenan dalına ait. İbranicenin tarihine bakınca, 4 evresinden birisi olan Mişna İbranicesi Kutsal Kitap İbranicesinden sonra M.Ö. 4. yüzyıldan itibaren günlük hayatta konuşulmaya başlandı. Romalıların M.S. 70 senesinde Kudüs’ü işgali ve Yahudilerin toplu olarak sürgünüyle İbranicenin günlük hayattaki kullanımı ortadan kalkmış. İbranicenin günlük konuşma dili olarak kullanılmamasına rağmen Yahudi din adamları Tevrat’ın bu dilde olmasından ilham alarak dini ayin ve çalışmaları yine bu dilde davam ettirmişler.

Zaman içersinde dini ayinlerini İbranice gerçekleştiren Yahudiler, günlük hayattaki iletişimlerini bölgenin en çok konuşulan dillerinden olan Aramice olarak sağlamışlardır. Yaklaşık 2000 yıla yakın günlük hayatta konuşulmayan İbranicenin durumu, 1859 yılında günümüzde Belarus sınırlarına bulunan Vitsebsk şehrinde dindar bir Yahudi ailesinde doğan Eliezer Yitzhak Perlman tarafından tamamen değişir. Ömrünü İbranicenin yeniden diriltilmesini harcayan Eliezer’e ilk tepkiler yine Yahudiler tarafından gelmiş. Dindar Yahudiler İbranicenin kutsal bir dil olduğunu iddia ederek onun günlük hayattaki kullanımının dili İbraniceyi manevi olarak kirleteceğini ileri sürmüşler. Sadece dindar Yahudiler de değil, hatta Siyonizm’in öncüleri bile İbranicenin artık ömrünü tamamladığını söylüyorlardı. Hatta Siyonizm’in kurucusu sayılan Theodor Herzl bile kurulacak İsrail devletinin resmi dilinin Almanca olmasını savunmuş. Bir diğer engel Avrupa’da oldukça fazla yaşayan ve kendi aralarında Yidiş dilini konuşan Yahudiler, İbraniceyi oldukça resmi ve abartılı buluyorlardı. Buna rağmen kendisi de Siyonist olan Eliezer, kurulacak olan İsrail’de konuşulacak dilin İbranice olması ve Yahudilerin kendilerine ait bir dilde konuşması gerektiğini savunarak çalışmalarına başladı. 1881 yılında evlenip, Filistin topraklarına yerleşen Eliezer, adını Eliezer Ben-Yehuda olarak değişti. Evliliğin başlarında kendi de Rus Yahudisi olan ve Rusçadan başka bir dil bilmeyen eşiyle evlerinde konuştukları tek dil Modern İbraniceydi. Bunu yaparken günlük hayatta karşılığı olmayan kelimeler için İbranice köklere bağlı olarak yeni kelimeler ürettiler. Eliezer ve eşi oğulları olan Ben-Zion Ben-Yehuda ile de sadece İbranice konuştular. Böylece Ben-Zion Ben-Yehuda 2000 yıla sonra anadili İbranice olan ilk kişi oldu. Ben-Zion Ben-Yehuda hatıralarında bir keresinde annesinin ona Rusça ninni söylediğini duyan babasının annesine çok kızdığını aktarır. Tüm bunları yaparken de oldukça fakir olan Ben-Yehuda, geçimlerini öğretmenlik yaparak sağlarken, eşini de terzilik yaparak aile bütçesine katkı sağlıyordu.

Ekonomik sıkıntılarına rağmen ideolojisinden vazgeçmeyen Eliezer, 1884 yılında İbranice olan “Hazevi” gazetesi yayınlamaya başladı. Ardından İbrani dilinin yeni sözlüğünü hazırlayan Eliezer, 1890 yılında küçük bir ekiple “İbrani Dil Komitesi”ni kurarak yeni İbranice kelimelerin üretilmesini sağladı. Bu kurum günümüzde İbrani Dili Akademisi olarak faaliyetine devam ediyor. İlk eşi 1891 yılında vefat edince Eliezer, daha sonra İbranice çalışmalarına büyük katkı sağlayacak olan baldızıyla evlendi.

İbranicenin eğitim dili olması gerektiğini de savunan Eliezer,1899 yılına geldiğinde müfredatı tamamen İbranice olan ilk okulu açtı. Yaklaşık 10 sene sonra müfredatı İbranice olan okul sayısı 20 ye yükseldi.

Kısaca Eliezer’in yaptığını özetlersek yeni kelimelerinin karşılığını türetmek, İbranice masallar ve oyun yazmak, var olan kelimeleri düzenleyip yeniden dile uyarlamak, okullar ve kurslar açıp İbranice yayınları yapmak olarak özetleyebiliriz.

Tüm bu çalışmaların sonucu olarak ölümünden kısa bir süre önce İngiliz sömürge yönetimi tarafından İbranice Filistin’in resmi dili ilan edildi.

Davası batıl olsa da sabır ve inatla deliler gibi çalışan bir adamın çabaları sonucunda 2000 yıl önce unutulan bir dil kısa süre içersinde bugün 10 milyondan fazla insanın konuştuğu bir dil haline geldi. Bir Yahudi bile batıl bir davası için bu kadar emek verdiği halde bugün hak olan davası için İslam dünyası ne yapıyor acaba?



Source link

Be the first to comment

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*