TARİH

1960 Askeri Darbesi: Halkın Kaybettiği Zamanlardan Biri

Osmanlı döneminden itibaren darbeler, Anadolu topraklarından eksik olmamıştır. Tarihin kara lekeleri olarak sayılabilecek birçok darbe ile padişahlar değişmiş ancak zihniyet değişmemiştir. Türkiye Cumhuriyeti de kurulduktan sonra adı darbelerle anılmıştır. Bunlardan biri de 27 Mayıs 1960 yılında seçilmiş hükümete karşı yapılan ve başbakan Adnan Menderes’in asılması ile sonuçlanan 60 darbesidir.

1950’de Başlayan Bir Süreç

Darbenin arka planını anlamak için 1950 yıllarının ilk aylarına gitmek gerekmektedir. Adnan Menderes başkanlığındaki Demokrat Parti, 19. Hükümeti büyük bir oy çoğunluğu ile kurmasına rağmen, bir yıl sonra istifa ettirilmişti. Daha sonra 20. Hükümet kurulmuş ve yine Menderes başkan olarak seçilmişti. Bu sırada Türkiye’de asırlarca birlikte yaşamış halk arasında dini konularda tartışmalar ortaya atıldı. Dini karakterde olduğu için partiler de kapatılmaya başlanmıştı. 1954 yılında kapatılan Millet Partisi’nin kapatılma gerekçesi bu oldu.

1954 yılına gelindiğinde seçimler yenilenmiş ve Menderes’in partisi DP, 489 sandalye gibi muazzam bir üstünlükle meclise girişti. CHP ise yalnızca 31 sandalyede kalmıştı. Aynı yıl 21. Hükümeti kuran başbakan, ertesi yıl yeniden seçimlere gitmek zorunda kalmış ancak yine 22. Cumhuriyet Hükümeti’ni kurmayı başarmıştı. Ancak kısa süreli ülke liderliğine alışan Adnan Menderes, 1957 yılında yeniden kabineyi kurmuş ve 23. Dönem başlamış oldu.

Siyasi Söylemler Saldırılarla Sonuçlanıyordu

1958 yılından itibaren başlayan ve DP ile CHP arasındaki gerginlik ülkeyi kötü günlerin beklediğinin adeta sinyallerini vermeye başlamıştı. İsmet İnönü ve Menderes’in ‘idam sehpası’ ve ‘yumruk atma’ polemikleri sağ-sol gerilimini tırmandıran olaylar oldu. Adnan Menderes’in ezanı Arapça olarak okutma isteği de başta CHP olmak üzere ordunun da büyük tepkisine yol açtı. Cumhuriyet yasalarını yıkmaya çalışmak olarak anlaşılan bu olay, DP için sonun başlangıcı olmuştur.

Adnan Menderes bu dönemde beklediği ABD desteğini bulamamıştır. Bu da O’nu Rusya ile işbirliğine sevk etmiştir. Yıllar 1960’ı gösterirken siyasiler arasındaki sözlü sataşmalar artık normal bir şey gibi algılanmaya başladı. Bu sataşmalar parti liderleri ve araçlarının saldırıya uğramasına kadar gitti. Mayıs ayının ilk haftasında Harbiye öğrencileri tarafından yapılan gösterilere Adnan Menderes sert şekilde karşılık verince, ordu içerisindeki DP karşıtı kesimler artık müdahale edilmesi gerektiğini dillendirmeye başlamışlardır. 27 Mayıs 1960 yılında ise Adnan Menderes ve DP Hükümeti’ne yapılan darbe ile kaybeden yine Türkiye olmuştur.

Bir önceki yazımız olan 31 Mart Vakası: Osmanlı’nın Yıkılış Vesikası başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı